Muzzy01
2de Middelbaar
  
Offline
Cinsiyet: 
Yer: Hamme
Mesaj Sayısı: 696
Ya isitiklal, ya ölüm...
|
 |
« : 15 Eyl, 2008, 17:26:42 » |
|
Nerede birleşeceğiz?
Yasakçılıkta mı? Özgürlükçülükte mi?
Ya da Türkiye’nin ruhuna sinen ‘çifte standardı’ mı pazarlamaya devam edeceğiz?
Kendimize özgürlük başkasına yasak mı? Üstelik de en sığ sularda yüzerek... Hepimizin yüzünü kızartacak kadar ilkel noktalarda takılı kalarak...
Düşünceyi ve yaşam biçimini rahat bırakmak yerine, kendi prangalarımızı başkalarına da takarak.
Örneğin, türbana özgürlük isteyenin içkiye yasak koyması...
Yazmaktan ya da konuşmaktan imtina edeceğimiz noktalarda takılıp kalmış bulunmaktayız. Galiba gelinen son nokta bu.
* * *
Bu çifte standart Türkiye’yi sonunda hiçbirimizin baş edemeyeceği şiddetli bir bölünmeye götürmekte...
Bunu engellemenin tek bir yolu var.
Evrensel hukukun tarif ettiği özgürlüklerde mutabık olmak... Kemalizm ya da siyasal İslam üzerinden hayata bakmamak... Temel hak ve özgürlükleri tartışmasız ve samimiyetle tek pusula kabul etmek. Başarabilir miyiz?
Doğrusu pek de kolay gözükmüyor.
* * *
Neden mi?
Çünkü ‘kelam’ ile ‘eylem’ çelişiyor...
Örneğin, Başbakan ‘özgürlükçü’ konuşuyor, belediye ‘yasakçı’ davranıyor...
Geçtiğimiz hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kadıköy İlçe Kongresi’nde, İstanbul Belediyesi’nin ele geçirdiği her yerde uyguladığı ve gittikçe büyüyerek sorun olacağa benzeyen ‘içki yasağına’ değinip, benim de altına imza atacağım şu sözleri söyledi:
‘Ya kardeşim sen iç bırak da ben içmeyeyim. Aynı masada oturalım. Sen iç, bırak ben içmeyeyim.’
Hepimizin istediği, herkesin farklı yaşam biçiminin hukukun güvencesi altında olması, herkesin rahatça yaşaması...
Başbakan da buna sahip çıkıyor ve özgürlüklerde ‘ittifak’ vurgusunu yapıyordu.
Ama başbakanın bu yaklaşımına rağmen...
Ne Hidiv Kasrı’nda... Ne Moda’da...
Ne Üsküdar’da... ‘İçenin ve içmeyenin aynı masada oturacağı’ bir yaklaşım yok.
Bu, garip bir çelişki değil mi?
Bir partinin genel başkanının söyledikleriyle belediyesinin uygulaması birbirinden farklı olmasa, herkes ‘özgürlükler’ temelinde hareket etse... Biz de şu gerginliklerden kurtulsak, daha iyi olmaz mı?
* * *
Ben hem türbana özgürlük istiyorum...
Hem de benden vergi alıp, kendi zihniyetini bana dayatan belediye yasaklarına karşıyım...
Üniversitelerde de keza...
AB standartlarında özerk, bilimsel üretime endeksli, işi sadece ve sadece bilim olan bir zihniyetin egemenliği peşinde koşuyorum...
Geçen hafta bunları başbakan da seslendirdi.
E, peki neden olmuyor? Belayı önlemenin yolunun ‘özgürlüklerde mutabakat’ olduğunun bilincinde isek, bu yasakçılığı kim, niye uyguluyor? Doğrusu bunu anlayamıyorum...
Eğer başbakan anlıyorsa, bu çelişkinin neden sürdüğünü bize de anlatsın.
Mehmet Altan
|