|
billions
|
 |
« : 02 Ara, 2007, 15:42:02 » |
|
Sehhuli, Samura ve Amara Bir olay, uç isim, uç yasam. Uçu de Fransiz toplumunun bir parçasi. Ve yine Paris banliyolerinin sokaklari. Halbûki ne kadar da çabuk unutmustuk oralari. Yangin yerinin kokusu burnumuza gelmeden, yanginin farkina varamiyoruz anlasilan.
Musin Sehhuli (16) ve Lakami Samura (15), Paris’in bir banliyosunde motorsikletleriyle polis otosuna çarpip, yasamini yitiren iki genç. İsimleri Ahmet, Mehmet, Hamid ya da Mahmud olabilirdi. Çunku onlarla ayni »kaderi« paylasan milyonlarca genç var Avrupa’da. Onlara Avrupa’nin yeni »lanetlileri« de diyebilirsiniz. Iste »lanetliler« gene sokaklara çiktilar.
Paris banliyolerindeki gelismeler, malî piyasalar kapitalizminin cenderesi altinda bulunan Bati Avrupa toplumlarinin genel durumu açisindan semptomatiktir. Beyaz Avrupalilar, alisilagelmis sosyal guvenlik sistemlerinin erozyona ugramasi, neoliberal politikalarin dayatmasiyla olagan is iliskilerinin guvencesizlestirilmesi ve burjuva demokrasilerinin içinin bosaltilmasi karsisinda derin bir travma geçiriyorlar.
Bu travma, hiddetli bakislarin hep daha zayif ve çogunluk toplumuna ait olmadiklarina inanilan kesimlere kaymasina neden oluyor. Beyaz toplumun koklerine islemis olan irkçilik ve refah sovenizmi, ekonomik ve toplumsal sorunlarin gerçek nedenlerinin gorulmesini engelliyor ve kapitalizmin her gun yeniden urettigi somuru, baski ve esitsizligin sorgulanmadan kabullenilmesine neden oluyor. Boylelikle banliyolerdeki baskaldirinin ardinda derin sosyal bir sorunun yattigi gorulemiyor, gorulmek istenmiyor.
Kent gelisimi politikasindan sorumlu devlet mustesari Fadela Amara, siyahî teniyle muhafazakâr Sarkozy Hukumeti’nin goçmen kokenli bir uyesi. Ancak Fadela Amara ile olen iki genç arasinda –ten renklerinin disinda- hiç bir benzerlik yok. Amara, ten rengine ragmen tam bir »beyaz« Avrupali. Çocuklugunda ten rengiden dolayi irkçi ayirimciliga maruz kalmis bir insanin, gunumuzdeki olaylara bakisinin çogunluk toplumununkinden farkli olmasi gerektigini dusunebiliriz. Ama mustesar Amara, Baskan Sarkozy’den farkli dusunmuyor.
Amara, Marx’in »varolus bilinci belirler« tespitini dogrular biçimde, banliyolerde goçmen kokenli toplumun zorlu yasam kosullarina, istihdam piyasalarinin etniklestirilerek emek somurusunun derinlestirilmesine, banliyode dogup buyuyen bir gencin gelecek perspektifinden yoksun olusuna ve yoksul doganin, yoksul oldugu gerçegine –bilmesine ragmen- deginmiyor. Ne yapiyor? Banliyolerdeki »krizin« polis devleti metodlariyla çozulecegini soyleyip, isyankâr gençlere karsi daha sert cezaî ve yasal tedbirler talep ediyor.
Açiklamalara bakiliginda, Avrupa merkezci bakistan kurtulamamis olan sol da, »siddeti« elestiriyor. Ancak banliyolerdeki isyanin baska bir yuzu daha oldugunu nedense unutuyoruz: Baskaldiri, banliyo gençliginin ezik kisiligini yok edip, kendine ve kendi gibi olanlara guven duyan yepyeni bir insan olarak dogmasina ve eskisi gibi yasamak istemedigini kanitlayan bir irade sergilemesine yol açmaktadir. Bundan sonra ne kadar sert tedbirler getirilirse getirilsin, kriz çozulemeyecek, yangin sondurulemeyecektir. Ta ki, çogunluk toplumunun somurulen bireylerinin, isçi orgutlerinin, sosyal hareketlerin ve politik solun onlarla birlikte orgutlenip, en zayifin perspektifinden gelistirilecek politikalar ve bunlarayonelik eylemlerle, somuru, baski ve esitsizligi ureten kosullar sorgulanana ve bu kosullarin alasagi edilmesi kararliligi gosterilene dek.
Baskalari bu olaylar karsisinda neleri animsiyor bilemiyorum, ama banliyolerdeki yangin bana Frantz Fanon’un »Yeryuzunun Lanetlileri« adli eserini animsatti. Ve kitabin onsozunu yazan Jean Paul Sartre’nin »İyilesebilecek miyiz? Evet. Çunku siddet, Asil’in topugu gibi neden oldugu yaralari iyilestirebilir« sozunu. Kimbilir, belki banliyolerdeki bu siddetli yangin, Bati Avrupa ulkelerinde giderek daha çok proleterlesen beyaz çogunluga, en zayif olanin kurtulusu olmadan, kendi kurtuluslarinin gerçeklesemeyecegi gerçegini animsatir.
saygılarımla Yazar: Murat Cakir - Yeni Ozgur Politika
|