Selam arkadaslar,
bu konuyu nereye açsam diye çok düsündüm fakat buraya ekledim, asagida görmüs oldugunuz yaziyi sizlerle paylasmak istedim çünkü okuduktan sonra escinsellik ile ilgili fikirlerinizi ve düsüncelerinizi merak ediyorum. Aceba sizler ne düsünüyorsunuz bu konu hakkinda diye merak ettim. Buyrun.
DİN VE EŞCİNSELLİKCOŞKUN/İSTANBULSuni, yapmacık mutluluklar elbette ki geçicidir. Kalıcı olabilmesi için mutluluğun, sağlam temellere oturtulması gerekir. Bunun eşcinsel bireyin öncelikle kendisiyle, çevresiyle (aile ve toplum) ve de tanrısıyla barışık olması gerekir. Bunlar aynı zamanda pozitif bilme göre, ruh sağlığının da temel taşlarını oluşturur. Özellikle her mahallesinde, her gün beş vakit ezan seslerinin yükseldiği, böylesi dini bir atmosfere sahip ülkemizde bireyin dini ile barışık olmasının önemi büyüktür. Ama bu barışıklık eşcinsel birey için hiç de kolay değildir. Eşcinsel birey çocukluğunda, ailesinden, çevresinden ve okuldan diğer çocuklar gibi dini, cenneti ve cehennemi öğrenerek yetişiyor. Sonra bu birey ergenlik dönemini yaşarken, eşcinsel olduğunu keşfediyor ve vaktiyle bu insanı dini bilgilerle donatmış olan toplum, şimdi ayağa kalkıp ona diyor ki "Sen eşcinselsin, o halde sen lanetlisin, cehennemliksin, senin bu dinde yerin yok!" Zaten eşcinselliğini farketmesiyle ahlaki ızdıraplar içerisinde boğulmakta olan, alnından lekelenmiş, ailesinin şerefini beş paralık etmiş, kendini kirlenmiş bir yaratık olarak gören genç eşcinsel; bir de dinin dışına atılmakla, dinsiz bırakılmakla, cehenneme havale edilmekle toplumdan en son ve en ağır darbeyi de almış oluyor. Peki siz kimsiniz, hangi hakla bir insanı kafir ilan edebiliyor, onu dinin dışına itebiliyor ve hangi özelliğinizle kendinizi tanrının vekili yerine koyabiliyorsunuz? Her türlü zinayı işleyen, hayvanlarla dahi aşk hayatı yaşayan, kadınları köleleştiren, rüşvet ve yolsuzluk batağında boğulan, cinayetler işleyen, her türlü haramı yiyen ve içen, vergi kaçıran, dinin hemen hiçbir vecibesini uygulamayan, ikiyüzlülüğü karakter edinmiş heteroseksüel insanlar dinin dışına atılmıyor, dinsiz bırakılmıyor da; daha onbeş yaşında sütten çıkmış bir kaşık kadar ak ve günahsız olan bir eşcinsel birey, neden ve hangi hakla ateşlere atılıyor, dinin dışına itiliyor. Nedir bu kin, nedir bu nefret ve de nedir bu kara zihniyet? Bence tanrı sevgisiyle şiddeti bağdaştırabilenler, Anadolu'daki bir üniversitede oruç tutmayan gencecik, masum bir öğrenciyi bıçaklayabilenler, Fadimelerin ırzına geçenler, ve İstanbul Cihangir'de "vurun ibne'ye, kafirlere"diyerek eşcinselleri dövenler, aynı zihniyetten olan insanlardır. Bunlar bulundukları ortamda kişisel, politik çıkarları için, iktidar ve güç sahibi olabilmek uğruna cinsiyet ayrımcılığı, etnik ayrımcılığı ve nihayet en kutsal değerler olan tanrıyı ve dini istismar edebilecek kadar gözü dönmüş canavarlardan başkası değildirler. insanlığı ve insani değerleri kemirmekte olan bu virüsler eğitimsizliğin, cahilliğin, yoz tabuların kol gezdiği ülkemiz için çok elverişli bir ortam oluşturur.
Oysa islam dini, “Ne olursan ol, gene gel" diyecek kadar, özünde insan sevgisi olan, mantığı ve bilimi esas almış ve insanın mutluluğunu amaç edinmiş bir dindir. Şimdilerde akademik eğitimden geçmiş din adamlarının yaptığı dini yorumlarla, kadınların hapsolduğu odalardan çıkıp, toplumun hemen her kademesinde olduğu gibi, cemaatle namazda da erkeklerle aynı platforma gelebilmeleri yine aynı karanlık zihinlerin tepkisini çekmiştir. Tam bu tartışmaların yaşandığı bir sırada M. Nuri Yılmaz, bir soru üzerine camide cemaatle namaz kılma esnasında erkeklerin, çiftcinsiyetlilerin, çocukların ve kadınların peşpeşe sıralanmaları gerektiğini söyledi. Burada M. Nuri Yılmaz çiftcinsiyetliler derken belliki Hünsa'ları, yani cinsiyetleri itibarıyla hem kadını ve hem de erkeği çağrıştıran insanları kastediyordu. Ama o, neyi kastederse etsin beni şaşırtan şey, çok üst düzey ve resmi bir din görevlisi tarafından, ilk defa bilinen kadın ve erkek cinsiyetlerinin dışında başka bir cinsiyetten (yani cinsel çeşitlilikten) söz etmesiydi. Fiziksel anlamda eşcinseller tam bir erkek ve lezbiyenler de tam bir kadın vücuduna sahip olsalar dahi, psikolojik yapıları, ve cinsel kimlikleri itibarıyla bilinen klasik hetero erkek ve hetero kadın kimliklerinden ayrılırlar. O halde yüzlerce yıl önce biyoloji ve psikoloji bilimlerinin olmadığı bir dönemde, sadece görsel ve fiziksel unsurlardan hareketle dar bir tanımlamayla ifade edilmiş olan Hünsa tabiri, belki de günümüz bilimsel gerçekleri ışığında tanımlanmış olsaydı eşcinselleri de kapsayabilecekti. Dinin çift cinsiyetlileri resmen tanımış olması şüphesiz ki, o kişilerin, cinsel kimliklerinin oluşmasında müdahale etme şanslarının olmaması yani çift cinsiyetliliğinin doğuştan olmasıydı. Peki eşcinsellik yapay bir olgu mu? Hayır. Hiçbirimiz eşcinsel kimliğimizi pazardan satın almadık. Eşcinsellik bizim kimliğimizdir, varoluşumuzdur. Bu nedenle eşcinsellik değil, eşcinselliğin nasıl yaşandığı sorgulanabilir ve hiç bir eşcinsele "sen neden eşcinselsin" diye soramayacağımız gibi, iki eşcinsel bireye de "siz neden birbirinizi seviyorsunuz" diye de hesap soramazsınız. Ama, "Ben tam bir heteroseksüel erkeğim, rakı masamdan mezeyi, yatak odamdan ibne'yi eksik etmem" diyen kimlik bunalımına düşmüş veya ikiyüzlülüğü karakter edinmiş insanın davranışını sorgularsınız. Vaginasını açıkta bırakıp yolda yürüyen kadına, "Neden vaginan var?” suçlaması yapamazsınız ama "neden vaginanı açıkta bırakıyorsun?” suçlaması yapabilirsiniz. Ya da mahallesinde bir çocuğa tecavüz eden bir adamı, penise sahip olduğu için değil, tecavüz eylemini yaptığı için suçlarsınız. Yani siz, eğer ille de bireyleri sorgulamak isterseniz, cinsel kimlikleri değil, olsa olsa cinsel davranışları, yani cinselliğin nasıl yaşandığını sorgulayabilirsiniz. Eşcinsel kimlik, biyolojik ve psikolojik oluşumumuzla gelişen kolumuz, bacağımız, göz rengimiz kadar doğal ve gerçektir. Bu oluşum sürecinde cinsel kimliğinize müdahale şansınız hiç yoktur. Böyle bir gayret ise, gerçek kimliğini bilinç altına itmek suretiyle, kendini inkar etmek ve ikiyüzlü davranmak anlamına gelir. Oysa biz, iki şeye çok inanıyoruz. Birincisi dürüst olmak, ikincisi ise insanı sevmek. Eğer bu iki inancımızdan dolayı mükafatımız cehennem ise, ona da razı oluruz ama, sayın heteroseksüeller, lütfen tanrı ile aramıza girmeyin.
Çünkü o yücenin insanları yargılamada, sizin gibi cücelere ihtiyacı yoktur.http://turkish-lgbt.blogspot.com