Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten Aman.Be: Türk ögrenci forum'u - Forum Turkse studenten
Genel Izleyici
 
* Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. 09 Eyl, 2010, 23:11:17

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: minik sohbetler..  (Okunma Sayısı 6558 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #20 : 04 Eki, 2007, 05:40:58 »

@ Zaman.. afmaken die hannibaL


Velînin temel ahlaki..

Normal halinde veli, Allahin haklarini koruyup emirlerini yerine getirmede samimi ve sadiktir. Bütün hallerinde halka karsi sefkat ve merhamet sahibidir. Onun rahmet ve merhameti bütün halka yayilmistir.
Sonra veli, güzel ahlaki ile herkesin yükünü çeker, zahmetine katlanir.
Herkese Allahu Teala'nin lütuf ve ihsanini ister, kimseden birsey beklemez. Bütün himmet ve gayretini halkin kurtulusu için kullanir.
Kimseden intikam almaz. Hiç kimseye kin gütmez. Kimsenin malina el uzatmaz, göz dikmez.
Halkin hiçbir seyine tamah etmez. Onlarda gördügü kusuru kimseye söylemez. Halkin kötü halini görmekten kendini korur. Dünyada ve ahirette kimseye nefis adina davaci ve düsman olmaz.
Sunu bil ki, velilerde bulunan en büyük keramet, sürekli Allah'a itaat ve ibadette muvaffak olmak, günahlardan ve ilahî emre muhalefetten korunmaktir..


Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
ZamanZaman
Ziyaretçi
« Yanıtla #21 : 10 Eki, 2007, 03:33:52 »

AHMED ŞAHİN
 a.sahin@zaman.com.tr Ramazan 2007
Zekât ve fitre kimlere verilir, kimlere verilmez?
 
Özellikle Ramazan-ı Şerif'te zekat ve fitre kimlere verilir, kimlere verilmez konusu, gündemi meşgul eden en mühim konudur.
Bu itibarla biz de bugün aynı konuyu işleyecek, zihinleri meşgul eden bu mühim soruları cevaplamaya çalışacağız.

Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman'ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir. Bu sebeple İslam'la ilgisi olmayanlar, sadece kendi menfaatlerini düşünebilirler, kendilerini kurtardıktan sonra başkalarının sıkıntısını hesaba katmayabilirler. Hatta 'altta kalanın canı çıksın' tekerlemesiyle çevrelerine ilgisiz de kalabilirler. Ama Müslüman böyle diyemez ve çevresine böyle ilgisiz kalamaz.

İman ettiği İslam, ona mükellefiyetler yükler ve buyurur ki:

- Senin ekonomik durumun iyidir. Dinen zengin sayılmaktasın. Öyle ise servetinin kırkta birini ayırıp çevrende gördüğün ihtiyaç sahiplerine Allah'ın emri olarak vereceksin. Hem öylesine vereceksin ki; sen verdiğin için minnet etmek şöyle dursun, onlar aldığı için minnet duyacaksın, seni borçtan kurtardıkları için teşekkür etme ihtiyacı hissedeceksin.

Evet, İslam, Müslüman'ı işte böylesine çevresine ilgi gösteren sosyal insan yapar, örnek insan haline getirir...

İslam'ın Müslüman'a yüklediği bu yardım yükümlülüğü bilhassa Ramazan ayında daha çok gündeme gelmektedir. Zenginler bu ayda servetlerini hesap ederler, zenginlik sınırına ulaşmışlarsa kırkta birini ayırıp ihtiyaç sahibi din kardeşlerine verme mutluluğu yaşarlar.

Ayrıca aile bireylerinin fitresini de hesap ederler. Her bir aile ferdi adına bir fitre vermeyi, var oluş sadakası olarak borç bilirler.

Ancak, bu yardımda dikkat edecekleri hususlar vardır. Çevresindeki ihtiyaç sahiplerinden kimileri yakın akraba, kimileri de uzak akraba, konu komşu olabilirler. Bunları ayırmaya ise ihtiyaç vardır. Çünkü yakın akrabaya zekat, fitre verilmez. Verirse zekat, fitresini sanki bir cebinden çıkarıp öbür cebine koymuş gibi olur. Vermemiş durumuna düşer. Öyle yanılgıya düşmemek için kimlere zekat, fitre verilip kimlere verilmeyeceğini bilmesi gerekir.

Nitekim zekat ve fitre, sayacağımız şu yakınlara verilmez. Zira bunlar kendisinin çok yakınlarıdır. Onları zekatla, fitreyle değil de servetin kendisiyle desteklemeli, kendi aile bireylerinden birileri olarak kabul etmelidir. Bu ortakları da şöyle sıralamak mümkün olabilir:

- Anne, baba, nine, dede, oğullar, kızlar, bunların çocukları olan torunlar... Bunlara zekat, fitre verilmez!

Bunlar yabancı değil, servetin sanki ortağıdırlar. Zekatla, fitreyle değil servetin kendisiyle korumaya alınmalıdır. Şayet ihtiyaçları varsa...

Bunların dışında zekat ve fitre verilecek uzak akrabalarla konu komşuları da şöyle sıralamak mümkündür:

- Evlenerek başka aileye gitmiş ihtiyaç sahibi kız kardeşlere, ayrılmış oğlan kardeşlere, bunların çocuklarına, yani yeğenlere, amcalara, dayılara, bunların çocuklarına, hala ve teyzelere, kayınvalideye, kayınpedere, damada, geline ve akraba olmayan diğer ihtiyaç sahipleri konu komşuya, ihtiyaç sahibi öğrencilere zekat ve fitre verilmelidir...

Bir de servetin kazanıldığı yerin bekleyen muhtaçlarına...

Bu itibarla, bulunulan yerdeki yoksullar sizden bir şeyler beklerken başka yerlere göndermek (caiz olsa da) münasip görülmeyebilir. Öyle ise sizden bir şeyler bekleyenlerin ihtiyaçları karşılanır. Sonra çok münasip görülen uzaklara da gönderilebilir. Yeter ki gönderilen bu kimseler tam ihtiyaç sahibi olsunlar. Bayramdan önce ellerine geçerek bayramın mutluluğunu birlikte yaşama imkanına onlar da kavuşsunlar.

Daha doğrusu, bayram sevincinde hep beraber olalım. İçimizde üzgünler, dargınlar, kırgınlar kalmasın. Yardımların hikmeti de budur zaten. Hep birlikte sevinmek... Bir taraf ihtiyaçlarını karşılamış, huzur içinde bayram yapıyor, diğer taraf ise sıkıntılar içinde kıvranıyor, sonra bir arada bayram yapıyoruz... Bu, İslam'ın mesajına, Müslüman'ın merhamet ve şefkatine de uygun düşmez. Ağlayanlarla gülenler yan yana bayram yapamaz. Ya birlikte ağlayacağız ya da birlikte güleceğiz.

Çünkü biz Müslüman'ız... İslam, bize bu tebliği ve telkini yapmakta, biz de Müslümanlığı böyle anlamaktayız...

 
25 Eylül 2007, Salı
Logged
Jos
1ste Bachelor
*****
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Yer: Limburg
Mesaj Sayısı: 1272



« Yanıtla #22 : 10 Eki, 2007, 20:30:01 »

gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. eğer doğru dese, zaten gıybettir. eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.
Logged

Bir karis topragimi bile vermem kimseye
bu ugurda bir degil
binlerce can vermek gereksede
TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #23 : 11 Eki, 2007, 20:08:48 »

Bayram namazi ve kilini§i..

Cuma namazi farz olanlara bayram namazi vaciptir.
Bayram namazi, güne§in dogusundan 45 dk. sonra cemaatle kilinir. Iki rekattir. Önce, bayram namazi için niyet getiririz ve "Allahü ekber" diyerek tekbir aliriz. Elleri baglar ve sessizce 'Sübhaneke' duasini okuruz. Ardindan imam açikça cemaat de sessizce üç kere daha 'Allahü ekber' der. Her tekbirde eller kulak hizasina kadar kaldirilir ve ardindan yanlara birakilir. Üçüncü tekbirde elleri baglariz ve imam gizlice ëuzü besmele çeker, açiktan Fatiha'yi okur. Ardindan bir sûre okur. Sonra imam 'Allahü ekber der ve rükûya egiliriz. 3x Sübhâne rabbi-ye'l-azîm der. Sonra: "Semiallahü limen hamideh, Rabbenâ leke'l-hamd deriz ve dogruluruz. 'Allahü ekber der ve secdeye gideriz. Secdede 3x Sübhane rabbiye'l-a'lâ deriz. Ikinci secdeyide aynen uyguladiktan sonra 4Allahü ekber' der ve ayaga kalkariz.
Ikinci rekatte imam gizlice besmeleden sonra açiktan Fatihayi okur. Ardindan bir sûre okur. Yine üç defa tekbir alinir, her tekbirde eller kulak hizasina kadar kaldirildiktan sonra yana birakilir. "Allahü ekber" der ve rukûya egilir, ilk rekattaki gibi rekati tamamlar, otururuz. Ettehiyyâtü ve diger dualar okuruz. Imam selam verir ve namaz bitirilir.
Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
ZamanZaman
Ziyaretçi
« Yanıtla #24 : 12 Eki, 2007, 15:33:00 »

Camiler, bizsiz öksüz gibidir  
Mustafa Aydın
06/10/2007

Ramazan döneminde edindiğimiz cemaate katılma alışkanlığı bu mübarek aydan sonra da devam etmeli. Bilmeliyiz ki mescitler ana kucağı gibidir. Rahmetin, affın ve merhametin vesileleri mescitlerin gölgelerinde gizlidir.

Camiler ve mescitler, Beytullah/Allah'ın Evi olan Kâbe'nin mahallemize kadar sokulmuş şubeleridir. Kişinin inandığı değerler zümresine bağlılığı cemaate katılıp katılmamasıyla doğru orantılıdır. Hiçbir mazereti yokken namazını cemaatle ya da camide kılmayan bir Müslüman'ın başka konularda "aşırı hassas" yorumlarına pek itibar edilmese gerektir. Mescitlere ibadet için gelip-gidişlerimiz Cennet'te bize yapılacak ikramı artırır. Mescide giderken attığımız her adım bir küçük günahımızı silip manevi derecemizi yükseltir. Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınandan daha büyük sevap kazandırır, karanlık gecelerde mescide giden kimselerin kıyamet gününde tam bir aydınlığa kavuşacaklarını, gerçek mü'minlerin bir sıfatlarının da mescitlere gitmelerinin olduğunu bilmeliyiz.

Ramazan döneminde edindiğimiz cemaate katılma alışkanlığı bu mübarek aydan sonra da devam etmeli. Bilmeliyiz ki mescitler ana kucağı gibidir. Rahmetin, affın ve merhametin vesileleri mescitlerin gölgelerinde gizlidir. Efendimiz (sas) bir kimsenin evinde güzelce temizlendikten sonra mescide giderse, attığı adımlardan her birinin bir günahı silip yok edeceğini, diğer adımının da onu bir derece yükselteceğini müjdeliyor. (Müslim, Mesâcid 282)

Hele bu gidiş karanlık gecelerde olursa sevap daha da artıyor ve "kıyamet gününde tam bir nura kavuşmak"la ifadelendiriliyor. (Ebû Dâvûd, Salât 50)

5 vakit namaz ruhumuza her vakit manevi zindelik sağlayan bir ibadettir. Ebû Hureyre (ra) Efendimiz'den (sas) şöyle rivayet ediyor: "Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?" Sahâbîler, "O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz" dediler. Resûl-i Ekrem, "Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah, beş vakit namazla günahları silip yok eder." buyurdular. (Buhârî, Mevâkît 6)

Mescitlere girdiğimizde dünyayla irtibatımız maddeten (cep telefonu!) ve manen kesilmeli, sadece Rabb'imizle baş başa olacağımızı düşünmeli, O'nun huzurundayken başka sevdalara dalmamalıyız. Çünkü Rabb'imiz, Kur'an'ında şöyle buyuruyor: "Şüphesiz mescitler Allah'ındır. Öyleyse Allah'la beraber başkasına tapmayın!" (Cin, 72/18)

Mescitlerimizin kıymetini bilmeli, ziyaret edilmesi gerekenleri imkanımız varsa ziyaret etmeliyiz. Resulullah (sas) bir hadis-i şerifinde bu mescitleri şöyle belirliyor: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya." (Müslim, Kitabu'l-Hacc, 15/415, 511, 512)

Ta'dil-i erkânsız namaz olur mu?

Peygamberimiz (sas), "Nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız siz de öylece kılınız." buyurmaktadır. Dolayısıyla tavuğun yem topladığı gibi değil, başka şeylerle meşgul olmaksızın huzur ve huşu içerisinde kılınan namaz önceden işlenmiş günahların silinmesine vesile olur. Kalp, huşu içerisinde olursa vücut ve azalar da huşu içinde olacağından öncelikle namaza başlamadan kalbi huzursuzluklardan temizlemek, meşguliyetlerinden arındırmak gerekir ki namazımız gerçekten namaz olsun. Rüku ve secdelerde azalarımızın önce bir sükûnet bulması, diğer hareketlerin bu sükûnetten sonra yapılması gerekir.

 
Logged
TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #25 : 18 Eki, 2007, 04:18:18 »

Ba§arisizlik..

Insanlarin kabul edilme ve taninma ihtiyaçlari var. Bilinme, varliginin farkina varilmasi, hissedilmesi, bunun ifade edilmesi insanin fitrî bir ihtiyaci olarak görünüyor. Bunlari ya§amayan insan bu gezegende var iken 'yokluk duygusu' ya§ior. Yokluk duygusuda insanda derin acilar uyandirior. Insanin fiziksel olarak §u gezegende var olmasi yetmior. Varligin taninmasida gerekior.
Avrupa medeniyetinde kabul görme, taninma, bilinme ihtiyaci için tek yol toplumsal grup tarafindan taninabilecek 'birsey olmak', yani 'basarili biri olmak' olarak gösterilior. "Basarili iseniz kabul göreceksiniz, kabul görüncede var oldugunuzu anlayacaksiniz" anlayi§i her halde empoze edilior. Bu yüzden kendiligin sunumu büyük önem kazanior. Bu ihtiyaci doyurmak için çok çalismak gerekior. Ama toplumsal kültür bunun tedavül degerini birden degistirior. 'Iyi birsey' olabilmeyi basarmak için, iyi ahlakli, duyarli, açik bir insan olmak yerine.. sert, kapali ve rekabetçi bir tutuma girmek de gerekior.
Bu medeniyetle yeti§en insanlarin psikolojilerinin büyük özelliklerinden biri de, kendileri ile ilgili bir hükme, degerlendirmeye varirken kendilerini baskalariyla kiyaslamalari..
"Diger insanlar kadar ba§arili degilim, dolayisiyla varligimin pek bir anlami yok" da yaygin bir anlayis olarak belirior..
Iste o zaman Bati medeniyeti ile yeti§en insan yokluk duygusu ya§ior. Insan, dünyada var oldugu halde, varligi bir anlam ifade etmedigi için, sanki yok oluor. Varlik içinde yoklugu ya§ior. Ba§arisiz kaldikça varligi bir anlam ifade etmior..
Halbuki Kuran medeniyetinde ki§i hayattaki konumunu toplumsal normlara baglamior. Merdivenin üst basamaklarina tirmanma ve ba§ari/ba§arisizlik olasiliklariyla yüzle§me geregi bulmuor. Insana vaad edilen imkanlar sinirli degil, cünkü Âdil olan Yaraticinin vaad ettigi ebedî hayattir.
Mü'min yeterince iyi biri olmayi dünyevî hedefler elde ederek ba§armaya çali§maz. Cünkü zaten degerli ve anlamlidir. Ona düsen vazife, böyle oldugunu farketmek; farkederek, bilerek, bilinçli olarak ya§amaktir..
O yaratici tarafindan her an taninmakta, bilinmekte; yaptigi dua ve ibadetlere zaten kar§ilik verilmektedir. Yaptigi her hayir, Yaratici adina  i§lenen her amel ve her fiil kabul görmektedir..


Nietzsche ve babaannem
Mustafa ULUSOY
Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
ZamanZaman
Ziyaretçi
« Yanıtla #26 : 18 Eki, 2007, 10:19:23 »

Hacerü’l-Esved Cennetten mi geldi?


Kabe-i Muazzamanın kapısının sol tarafında yer alan ve tavaf başlangıcı olarak kabul edilen Hacerü'l-Esved'in Cennetten getirildiği hakkında sahih hadisler mevcuttur.

Sünen-i Tirmizi'de İbni Abbas'tan rivayet edilen hadisin meali şöyledir:

“Hacerü'l-Esved Cennetten indirildi. Sütten daha beyazdı, fakat onu Ademoğlunun hataları kararttı.”(1)

Müsned'deki rivayet de şu mealdedir:

“Hacerü'l-Esved Cennetten gelmiştir. Kardan daha beyazdı. Fakat onu müşriklerin hataları kararttı.” (2)

Bu Hususta Kabe ve Mekke Tarihi isimli eserde şu bilgilere yer verilir:

Hz. Adem Cennetten yeryüzüne indirildiğinde Cenab-ı Hak melekler vasıtasıyla ona bir Cennet çadırı gönderdi. Hacerü'l-Esved de bu çadırın içindeydi ve beyaz bir yakuttu.

Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail'le birlikte Kabe'yi inşa ederken tavaf başlangıcı olarak oğlu İsmail'den bir taş istedi. Hz. İsmail taşı aramaya gitti, fakat boş döndü. Bu sırada Hz. Cebrail, Hz. İbrahim'e bir taş getirdi. Nuh Tufanında Kabe de sular altında kalınca Cenab-ı Hak Hacerü'l-Esved'i Ebû Kubeys dağına emanet etmiş ve “Benim dostumu Kabe‘yi inşa ederken gördüğün zaman bu taşı ona çıkar” buyurmuştu. Hz. Cebrail'in getirdiği bu taş beyazdı. Fakat daha sonra hadiste buyrulduğu gibi, müşriklerin ellerini sürmesiyle; bazı rivayetlerde de zaman zaman çıkan yangınlar sonucu kararmıştır. (3)

İbni Abbas'ın izahı da şu şekildedir: “Cenab-ı Hakkın onu karartmasının sebebi, dünya ehlinin Cennet zinetine bakmamaları içindir.” (4)

Kaynaklar:

1. Tirmizi, Hacc:49.
2. el-Fethü'r-Rabbani, 12:26.
3. Ebû'l Veled el-Ezraki. Kabe ve Mekke Tirihi, s. 36-54.
4. Tuhfetü'l-Ahvezi, 3:617.


Mehmet Paksu
Logged
TheGenksta
5de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 338



« Yanıtla #27 : 20 Eki, 2007, 20:23:01 »

çiçeklerle §enlenelim..

çiçekler Allahin Bedi' isminin en güzel tezahürüdür. Onlardaki renk uyumu ve koku güzelligi sadece insanin algilayabilecegi bir sekildedir. Göz zevkimize hitap ettigini düsündügümüz bu güzel bitkiler, insan ruhu üzerinde de derin bir etki birakior.
Amerikada New Jersey Üniversitesi çiçeklerin insan ruhu üzerinde etkilerini konu alan bir ara§tirma yapti. On aylik bir çalismadan sonra, 22 Eylül 2000 tarihinde çalismanin sonuçlari Dr. Haviland Jones tarafindan bir teblig olarak sunuldu. Buna göre; çiçeklerin insan ruhu üzerinde ani etkileri var.
çiçekli bir ortama giren ki§ide ya§am sevinci, enerjik olma gibi pozitif duygular öne çikmakta. Depresyon ya§ayan ki§ilerde çiçekli ortamlar rahatlatici etki yapmakta; hasta ve ümitsiz insanlara hayatin güzelligini hatirlatmakta ve onlarin direnç güçlerini arttirmaktadir.

çiçeklerin daha çok kisilerin sosyal alanlarinda sergilenior olmalari onlarin ba§kalari üzerinde olumlu izlenim birakmalarini kolaylastirior. çiçeklerin insan üzerinde biraktigi etki evrensel bir özellik ta§ior ve ya§ gruplarina ve cinsiyete göre degisiklik arzetmior.
Ara§tirmayi yapan Dr. Havilland Jones, "çiçekler kadar insan ruhu üzerinde bu derece hizli bir sekilde olumlu etki yapan bir baska seye rastlamadim" dior.

Ya Bedi' olan Allahin selami ile
Logged

Ne kadar kibirLide dursa, bardagin önünde egiLir çaydanlik.. öyLeyse bu büyükLük niye? bu gurur, bu kibir niçin? Mütevazi oL, hatta bir adim biLe geçme gurur kapisindan; bunun için öper bardagi insan aLnindan  ™
AçeLYa
6de Leerjaar
***
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 401



« Yanıtla #28 : 22 Eki, 2007, 18:13:14 »

Topraga gömülen servet

Bir zamanlar yasli bir adamin birbirinden tembel üç oglu varmis. Yasli adam çocuklarinin bu huyundan hiç memnun degilmis.
Hayatinin son anlarini yasarken çocuklarini bu huylarindan vazgeçirmek için yanina çagirmis ve onlara:

"Yavrularim! Görüyorsunuz ki ben hayatimin son anlarini yasiyorum. Bu güne kadar sizlere söylemedigim son bir sözüm var. Sagligimda biriktirebildigim paralari bir küpün içine doldurup bahçenin bir tarafina gömdüm. O küpü ne tarafa gömdügümü simdi hatirlamiyorum. Ben vefat ettikten sonra o altin dolu küpü arayip bulun ve geçim sikintilarinizdan kurtulun”, demis.

Babalarinin vefat etmesinden bir müddet sonra üç kardes, babalarinin vasiyeti üzerine altin dolu küpü bulabilmek için o genis bahçenin her tarafini karis karis kazimislar.
Topragi adeta elekten geçirir gibi aktarmislar. Fakat altin dolu küpü bir türlü bulamamislar ve bulmaktan ümitlerini kesmisler. Bu sirada içlerinden biri:
“Bu topraga bukadar emek vermisken her tarafina ekin ekelim, bari böylece ondan faydalanalim da emegimiz bosa gitmesin”, demis.

Diger iki kardes de bu teklifi uygun görmüs ve kazilan bahçenin her tarafina ekin ekmisler.
Allah da öyle bir bugday vermis ki, babalarinin söyledigi altin dolu küp, onlarin çalisip topragi islemeleri ve böylece riziklarini aramalariymis.
Bu sekilde çalismanin semeresini gören üç kardes, bundan sonra da çalismaya devam etmisler.

Nitekim Kuran-i Kerim'de: "Insan için ancak çalistigi vardir." (Necm, 53/39) buyurulmaktadir.


-alintidir-
Logged

Hayati gözyaslarinla ödüllendirecegine gülücüklerinle cezalandir!
billions
4de Middelbaar
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 824



« Yanıtla #29 : 22 Eki, 2007, 18:51:31 »

prachtig
Logged

AKP meyveleri satacağına ağaçları satıyor. Seneye meyve isteyenler, bu meyveleri ağaçların ecnebi sahiplerinden almak zorunda kalacaklar.
Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Ayarlar
Radyo
Son 10 Yaygaralar:
06 Tem, 2010, 21:21:23
merhabalar...belçika da dil eğitimi ya da master yapmak istiyorum.bu konuda bilgi sahibi olan varsa ve benimle paylaşırsa seviniim.şimdiden teşekkürler.
01 Haz, 2010, 03:43:34
hic universteye baslama, bitmek bilmiyooooooooooooooooooooooooooooo
10 May, 2010, 19:09:16
merhaba!aranizda belçika'da üniversite hakkında bilgisi olan var mı?
13 Kas, 2009, 21:16:36
çay
12 Eki, 2009, 23:36:27
Concert ven Sagopa Kajmer was echt de moeite waard!!
01 Eyl, 2009, 14:24:19
rüku'm Mevlayadir
secdem Mevlaya
Artik hevesim yok fani dünyaya.
Secdede agladim ben doya doya...
islandi seccadem gözyaslarimla....
13 Haz, 2009, 18:30:28
demek yokmus :D
13 Haz, 2009, 18:11:09
Erasmusle Trye giden varmi aranizda?
12 Haz, 2009, 11:06:34
burda genelde kimse olmaz...
12 Haz, 2009, 01:58:59
burda olan birileri varmı?
Günün filmi
Üye
Toplam Üye Sayısı: 1124
En son: kaniitmc
İstatistikler
Toplam Mesaj Sayısı: 34383
Toplam Konu Sayısı: 2281
Bugün Online: 87
Tüm zamanlar Online: 697
(31 Mar, 2008, 02:41:20)
Online Üyeler
Kullanıcılar: 0
Misafirler: 51
Toplam: 51
Haberler
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

TinyPortal v0.9.8 © Bloc


XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM
Bu Sayfa 0.334 Saniyede 29 Sorgu ile Oluşturuldu