24 Nisan 2008. Erivan’da dikilen Türk Milleti’ne nefret kusma anıtında tarihin en aşağılık iftirası için düzenlenen sözde anma toplantısında Türk Bayrağı çiğnendi.
29 Nisan 2008. Toplantıdan yayılan bu histerik kolektif kinin en açık delili olan bu görüntüden sadece beş gün sonra Türk Ceza Yasası’nın, Türk Milleti’ne ve kendi kurumsal şahsiyetleriyle Türk Milleti’ni temsil eden temel kurumlara yapılan hakaret etmeyi yasal yaptırıma bağlayan 301. Maddesi değiştirildi. Bu maddede yer alan ve en geniş anlamıyla Türk Milleti’ni ifade eden Türklük kavramının yerine Türk Milleti kelimesi geçirildi.
En aykırı kararAÇIKÇA belirtelim: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 88. Yılına denk gelen bu değişiklik, Türk Milleti adına karar veren o yüce çatının ruhuna en aykırı karar olarak tarihe geçecektir, geçmiştir. Niçin böyle olduğunu, bu yasa değişikliğini yapanların Türk Milleti tarafından neden vicdanlarda mahkum edilmeleri gerektiğini ve zaten edileceklerini gerçekler halinde sıralayalım. Burada çok önemli olan bir husus bu gerçeklerin aslında iktidardaki zihniyet tarafından farkında olunmasıdır. Bunun en açık delili, yasanın kabulü için yapılan oturuma 341 AKP’li milletvekilinden sadece 250’sinin katılmasıdır. Bu, aksi doğrultuda bir beyanları olmadıkça, söz konusu 90 temsilcinin değişikliğin yasalaşmasına doğrudan katkıda bulunmak istemedikleri anlamına gelebilir. Ancak bu onların kendilerini kandırarak, vicdanlarını güya rahatlatsa bile, vebalin sorumluluğundan kurtarmayacaktır. Çünkü olup bitenler tarih hükmünü çoktan verdi diyebileceğimiz kadar açıktır.
Türklüğe hakaretGERÇEK 1: 301’deki değişiklik ifade özgürlüğünün değil Türklüğe hakaretin önünü açmıştır.AB’nin ve Türkiye’de kendilerine şimdilerde sözde liberal denilen işbirlikçilerin iddia ettikleri gibi 301. Maddedeki değişiklik çok önemli bir değer olan ifade özgürlüğü meselesi değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Amaç pespaye bir yalanı, tarihin en alçak ve aşağılık iftirasını hiçbir yasal engel olmadan dolaşıma sokmaktır. Özellikle Türk Milleti’nin yeni nesillerini, kendi atalarının tertemiz manevi sicilleri konusunda şüpheye düşürmektir. “Canım bazıları soykırım vardır, bazıları yoktur der; iddialar çarpışır gerçekler ortaya çıkar” şeklindeki görüşle güya ifade özgürlüğü savunusu yapanlar, olayın özünü çarpıtmaktadırlar.
Saptırma yapılıyorÇünkü, amaç, gerçeğin ortaya çıkması değil, bir politika olarak üretilmiş bir sahtekârlığa gerçek muamelesi yapılmasıdır. Bu sadece Türk Milleti’ne değil gerçeklere de hakarettir; ama hakaretin asıl hedefi Türk Milleti’dir.
YASANIN yeni halinin eskisinden çok da farklı olmadığı iddiası da tam bir saptırmadır. Çünkü yasanın eski haliyle Türklük, Türk Milleti’ni olabilecek en geniş anlamıyla içermekteydi. Şimdi aşağılık iftirayı, düzmece soykırım iddiasını, sanki Türk Milleti’yle Türklük ayrı gerçeklermiş gibi, Türklükle ilişkilendirmek, böylece hakareti yapanlar için ben Türk Milleti’ni değil Türklüğü kastetmiştim demenin kapıları sonuna kadar açılmış olmaktadır.
Gerçek 2: Bu değişikliği dikte eden dış odakların asıl amaçları, Türkiye’yi içine soktukları bölünme sürecinde tamamen savunmasız bırakmaktır.Nefret organizasyonu301’DEKİ değişikliği dikte eden dış güçler ve kendilerine sözde liberal adı verilen işbirlikçileri, küresel bir nefret organizasyonu olan Ermeni diasporasının 3 T politikasının zeminini güçlendirmenin peşindedirler. Bunu yapmaktaki kasıtları, parçalanma döngüsüne sokmak istedikleri Türkiye’nin, zihinleri zehirleyerek kendini savunamaz haline gelmesini sağlamaktır. Zehirli küresel organizasyonun üç T politikası, kısaca, aşağılık iftiranın tanınması, bu tanınma sonucunda önce tazminat ardından toprak istenmesini içermektedir. Hakaretin serbest bırakılmasıyla, Türk Milleti’nin yeni kuşaklarının en azından dünyaya daha çok açık kesimlerinin “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye düşünmeye başlayacaklarını ve bu istekleri karşılamaya çok daha açık hale geleceklerini hesaplamaktadırlar.
Maskeli görüntülerGERÇEK 3: İktidardaki zihniyet, kendi hedefleri adına her yolu denemeye kararlı olduğunu bir kere daha ispatlamıştır.İktidardaki zihniyet, Türkiye’yi Cumhuriyetin kurucu ruhundan ve değerlerinden uzaklaştırmaya kararlı, bunun için organize olmuş bir koalisyonun yürütücü parçasıdır. Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgeyi yeniden haritalandırmak isteyen dış odaklar, onların sözde liberal adı verilen işbirlikçilerinin her dediğine evet diyerek, kendi projesini gerçekleştirmenin peşindedir. Aldıkları yüzde kırkyedilik oyu asıl projelerine değil, maskeli görüntülerine borçlu olduğunu bildikleri için, kendi asıl güç kaynağı olarak söz konusu dış odakları ve onları yerli işbirlikçilerini görmektedirler. Haklarında açılan kapatma davası sürecinde, “aman kapatılmamıza engel olun; bakın bizden daha iyi partner bulamazsanız, işte kanıtı!” demek için 301 değişikliğini yapmışlardır. Kısaca iktidardaki zihniyetin temsilcileri meşruiyetlerinin asıl dayanağı olarak Türk Milleti’ni görmediklerini bu değişikle net biçimde ortaya koymuştur.
UFUK SÖYLEMEZ - Tercüman
http://www.tercuman.com/v1/yazaryazi.asp?id=129